
Canlı ortamda denenen insansı robotlar: Laparoskopik cerrahiye doğru ilk fizibilite adımı
Robotik sistemler son yıllarda giderek daha “insan benzeri” hareketler sergilemeye yaklaşırken, cerrahi alan bu teknolojinin en hassas test zeminlerinden biri olmaya aday görünüyor. Sağlık hizmetlerinde artan hasta yükü ve yetişmiş uzman açığı, yalnızca operasyonların planlanması gibi dijital süreçleri değil, ameliyathane içinde fiziksel beceri gerektiren işleri de dönüştürmeye yönelik çözümler arayışını hızlandırıyor. Bu bağlamda insansı robotların, insanla benzer bir gövde biçimiyle hareket kabiliyeti ve hassasiyet gerektiren cerrahi görevlerde rol alıp alamayacağı sorusu, yeni bir çalışmada canlı ortamda ele alındı.
İnsansı robotların cerrahide gündeme gelmesi, geçmişte robot destekli cerrahide kullanılan platformların birçok görevi yerine getirebilmesine rağmen “insan eli gibi” çok yönlü hareket ve etkileşimi doğal biçimde taklit edecek şekilde tasarlanma zorunluluğunu sürekli gündemde tutmasından kaynaklanıyor. Kaynak materyalde, hastane iş gücünün önemli bir bölümünün hâlâ fiziksel hareket, yön değiştirme, ince motor kontrol ve güvenli insan etkileşimi gerektirdiği belirtiliyor. Cerrahi ise bu unsurların aynı anda devreye girdiği, özellikle de minimal invaziv (laparoskopik) girişimlerde görüntüleme, alet manipülasyonu ve dokunma/uzaysal yönelim gibi bileşenlerin birlikte yönetilmesini gerektiren bir alan.

Yalnızlık mı, sosyal izolasyon mu? Yeni çalışma “hisseden” ve “yalnız kalan” farkını biyolojiye bağlıyor
Yeni doğanda beyin içi sıvı dengesini etkileyen nadir gen mutasyonları: CCV için biyolojik ipuçları
Yeni CRISPR tarama yöntemi, anöploidinin bazal tip meme kanserinde sürücü genleri nasıl seçtiğini gösteriyor