Nih 36 Milyon Dolarlik Fon Ayirdi Hfpefde Hidrojen Sulfur Sinyalinin Enerji Ve Damar Etkileri Arastirilacak Ca8Fb0E416

NIH 3,6 milyon dolarlık fon ayırdı: HFpEF’de hidrojen sülfür sinyalinin enerji ve damar etkileri araştırılacak

LSU’nun Pennington Biomedical Research Center bünyesindeki Vascular Metabolism Laboratory’nin direktörü ve yardımcı doçent Dr. Tim Allerton, kalp yetmezliğinin daha zor tanımlanan bir alt tipi olan kalp yetmezliği korunmuş ejeksiyon fraksiyonunda (HFpEF) yürütülecek araştırmalar için ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nden (NIH) rekabetçi bir R01 hibesi aldı. Toplam değeri 3,6 milyon ABD dolarına kadar çıkan bu beş yıllık destek, araştırmacıların HFpEF’in karmaşık biyolojisini anlamaya yönelik yeni mekanistik çalışmalar planlamasına imkan tanıyacak.

HFpEF, kalbin atım gücüyle ilgili klasik ölçümlerde belirgin bir düşüş görülmeden, kalbin gevşeme ve diyastol sırasında dolma süreçlerinin bozulmasıyla karakterize bir durum olarak öne çıkıyor. Bu nedenle hastalar sıklıkla belirgin yorgunluk ve egzersiz toleransında ciddi azalma gibi kronik şikayetler yaşarken, hastalığın altında yatan süreçler hâlâ tam olarak çözülebilmiş değil. Araştırma ekibinin odak noktası, bu tablonun yalnızca kardiyak dokuyla sınırlı olmayabileceği; iskelet kası ve damar fonksiyonlarındaki değişimlerin de klinik gidişi etkileyebileceği yönünde ilerliyor.

Dr. Allerton’un daha önceki çalışmaları, kalpte görülen bozukluklara ek olarak iskelet kasında da anormallikler bulunduğunu işaret ederek bu bütüncül yaklaşımın temelini oluşturmuştu. Yeni NIH R01 projesi, bu bağlantıyı daha ileri düzeye taşımayı amaçlıyor. Hibedeki araştırma yönü, “hidrojen sülfür” adı verilen bir gazın biyolojik sinyal yollarındaki olası rolünü incelemeye dayanıyor. Hidrojen sülfürün damar sağlığıyla ilişkilendirilen sinyal süreçleri ve hücresel enerji üretimi üzerindeki etkileri, HFpEF bağlamında araştırılacak kritik alanlar arasında bulunuyor.

Projede, HFpEF’te ortaya çıkan işlev bozukluğunun yalnızca kalbin mekanik performansından ibaret olmadığı; aynı zamanda metabolik değişimler ve enerji metabolizmasında yaşanan aksaklıkların da hastalığın belirti üretimine katkı sağlayabileceği varsayımı öne çıkıyor. Özellikle iskelet kası metabolizması tarafında gözlenen farklılıkların, hastaların egzersiz yapma kapasitesini nasıl etkileyebileceğini anlamak; aynı zamanda damar fonksiyonlarındaki değişimlerin dolaşımdaki etkileri üzerinden semptomlarla ilişkisini kurmak, araştırmanın bilimsel hedefleri arasında yer alıyor.

Leave a reply

Loading Next Post...
Takip Et
Search Trending
Loading

Signing-in 3 seconds...

Signing-up 3 seconds...