Beyin ölümünün ötesi

0

Beyin ölümü gerçekleşen iki hastadan birinin ailesi suni solunum cihazını açık tutmak, bir diğerinin ailesi kapatmak istiyor.Texas ve California’dan bu iki örnekte de hastane yetkilileri, ailelerin isteklerini yerine getirmiyor. Yaşanan trajedi beyin ölümünün nasıl belirlendiği ve bu tip hastaların tedavisine kimin karar vermesi gerektiğiyle ilgili soru işaretleri uyandırıyor.

Beyin ölümünün ötesi

New York-Presbyterian/Weill Cornell Hastanesi’nin tıp ahlak direktörü Doktor Joseph J. Fins, bu vakalar için, Karen Ann Quinlan veya Terri Schiavo gibi “geçmişten bildiğimiz örneklere göre çok farklı” diyor. “O hastaların hepsi solunum cihazı olmadan nefes alıp verebiliyordu. Onların durumu beyin ölümü değil, bitkisel hayattı; zaten bütün fark da burada”.

Hayatın sonlanmasıyla ilgili bu gibi sorular, ötenazi konusunda Avrupa’ya göre genel olarak daha dirençli olan ABD’de sık sık hararatle tartışılıyor. Hollanda, Belçika, İsviçre ve Lüksemburg, doktor destekli intiharı yasallaştırırken ABD’de ancak birkaç eyalet buna izin veriyor. Fakat Amerika’da yasanın aynı fikirde olduğu bir konu var: 50 eyaletin hepsinde de beyin ölümü teşhisi konan ve desteksiz nefes alıp veremeyen kişi hukuken ölmüş sayılıyor.

İki eyalette (New York ve New Jersey) hastaneler, bu tür vakalarda nasıl hareket edeceklerinin kararını verirken, ailelerin dini ve ahlaki kanaatlerini dikkate almak zorunda. Diğer eyaletlerdeyse bakımın sonlandırılması için ailelere danışmak zorunda değiller.

İki vakadan birinin olduğu Oakland’daki Çocuk Hastanesi’nin doktorları, 13 yaşındaki Jahi McMath’ın 12 Aralık’ta beyin ölümünün gerçekleştiğini açıkladılar. Uyku apnesi ameliyatı olduktan sonra komplikasyonlar gösteren Jahi çok miktarda kan kaybetmişti. Fakat ailesi dini inançlarından dolayı solunum cihazının kapatılmaması için mahkemeye gitti.

Diğer örnekteyse Texas, Fort Worth’ten 33 yaşındaki Marlise Muñoz, kasımda, 14 haftalık hamileyken beyin kanaması geçirdi ve John Peter Smith Hastanesi’ne kaldırıldı. Eyalet yasasını gerekçe gösteren hastane, cenin zarar göreceği için solunum cihazını kapatmayı reddediyor.

İki vakada da hastanın kalbi atmaya devam ediyor ve durumun üzücülüğü biraz da bu biyolojik tuhaflıktan kaynaklanıyor. Kalbin kendi temposu var ve solunum cihazıyla bu organ bir haftaya kadar atmayı sürdürebilir. Hatta uzmanlara göre, müdahaleci bir bakımla beyin ölümünden sonra aylarca veya çok daha uzun bir süreyle bile atışı sürebilir.

Muñoz vakasında suni solunum cihazı cenini kurtardı. Kuzey Carolina’daki Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi anne ve cenin tıbbı direktörü Dr. R. Philips Heine, solunum cihazının muhtemelen son dakikada imdada yetiştiğini belirtiyor. Anne bilincini yitirince (tedaviye alınmadan bir saat önce bayıldığı sanılıyor) cenine giden kan akışının yavaşlaması, “zamanla olumsuz etkilere yol açabilir, ama bunu şimdiden bilmemizin imkanı yok”.

Kalp atışının sürmesi, Jahi’nin ailesine göre hayatın devam ettiğini gösterirken, Muñoz’un ailesine göre, ölme hakkının inkârı anlamına geliyor.

Dartmouth Üniversitesi’nin New Hampshire’daki tıp fakültesinde nörobilim profesörü olan James L. Bernat, “Ben bu durumu organizmanın bir bölümünün yaşaması, ama bir bütün olarak, yani insan olarak, ölmesi olarak tanımlıyorum” diyor.

Beyne ” ölü” teşhisi k onması, en ilkel bölge olan beyin sapının işlevinin belirlenmesiyle ilgili bir durum. Sinir dokularının fişi diyebileceğimiz beyin sapı, omuriliğin kafatasına girdiği yerdedir ve vücudun fabrika müdürü gibi çalışır; kasların elastikiyetini, metabolizmanın dengesini ve solunumu düzenler. Beyin sapının çalışmasını test etmek uzmanlık gerektirir. Bunun sebebi, beyni ağır hasar gören insanların çoğu zaman tepkisiz olması ve (öyle olmadığı halde) beyin ölümü gerçekleşmiş gibi görünmesidir.

Örneğin koma, bir tepkisizlik halidir ama beyin sapı ve diğer bölgeler için bir nekahet dönemini temsil eder. İnsanlar genelde yaralanmalarından iki üç hafta sonra komadan çıkar. Çıkmazlarsa, beyin sapının hâlâ işlediği, ama beynin daha yüksek bölgelerinin kendini kapattığı bitkisel hayata da girebilirler, asgari bilinç hali denen duruma da. Asgari bilinç halinde hastalar bazen tepki verir, ama bunun zamanı ve şekli kestirilemez.

Bitkisel hayattan çıkan kimselerin tam bilinç haline dönmeden önce bu evreden geçtikleri sanılıyor. Beyin ölümünü belirlemek için uzmanlara göre dört şey gerekiyor. Öncelikle, tepkisizlik halinin diğer olası sebeplerini (örneğin anestezi, diyabetik koma veya hipotermi) doktorlar elemiş olmalı. Başa alınan darbe veya kan kaybı gibi bir yaralanmanın da belirlenmesi gerekir. Doktorlar bundan sonra kafatası sinirlerini test ederler. Göze giden ve göz kırpmayı sağlayan sinirler; öğürmeyi sağlayan boğazdaki sinirler; ve baş hareket ederken gözün bir nesneye odaklanmasını sağlayan iç kulaktaki sinirler bunlardan birkaçıdır.

Söz konusu sinirlerin her biri beyin sapını ilgilendirir. Bir parça pamukla gözünün saydam tabakasına dokunduğunuzda hasta gözünü kırpmıyorsa, gırtlağının içine dokunduğunuzda öğürmüyorsa beyin sapı ya artık işlemiyordur, ya da işlememeye yakındır. Son adıma apne testi denir. Bunun için doktorlar hastanın kanındaki karbondioksit düzeyini yavaş yavaş yükseltir.Karbondioksitin yoğunluğu belli bir eşiğe ulaşınca beyin sapı kısmen bile çalışan herkes nefes almak için tepki verecektir. Bu test beyin ölümü için gerçek bir turnusol kağıdıdır. Detroit’teki Henry Ford Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesi nörobilim direktörü Panayiotis N. Varelas, yirmi dakika kadar sürebilen test sırasında doktorların bir an bile odadan çıkmamaları gerektiğini belirtiyor. Uzmanlara göre, bu testlerin yanılttığına hemen hemen hiç rastlanmadı.

New Y ork v e N ew J ersey’deki yasalara göre, dini veya ahlaki nedenlerle kalp atışının sürdürülmesi sağlanabilir ve bunun için oksijen vermeye devam edilebilir. Fakat diğer eyaletlerde “yaşam desteği”, eğer desteklenecek bir yaşam yoksa, gereksiz.

BENEDICT CAREY ve DENISE GRADY
SABAH-NY TIMES ÇEVİRİSİ

Leave A Reply

Your email address will not be published.